Derbi

11 Mart 2012 Pazar


Bugün bir arkadaş anlattı çok hoşuma gitti, bir derbi fıkrası anlattı:


Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir Galatasaraylı ve bir Fenerbahçeli gelecek hafta oynanacak derbiye dair konuşuyorlarmış:


Galatasaraylı, Fenerbahçeli'ye demiş ki: Biz sizi ilk yarıda 3- 1 yendik. Altta kalmayan Fenerbahçeli cevaplamış: Biz de bir keresinde sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı atılmış: Bizim Uefa Kupa'mız var. Fenerbahçeli yanıtlamış: Biz sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı devam etmiş: Bizim Süper Kupa'mız da var. Fenerbahçeli: Biz sizi 6-0 yendik!

Galatasaraylı: Sizin 30 senedir alamadığınız Türkiye Kupası'nı en çok kazanan takım biziz. Fenerbahçeli: O da bişey mi? Biz bir keresinde sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı: Sizin kazandığınız toplam kupalar bizim toplam kupaların yarısı kadar yok. Fenerbahçeli: Olsun bir keresinde sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı: Biz bir keresinde Dünya Kulüpler Sıralamasında 1. sıraya yerleştik. Fenerbahçeli: Biz sizi 6-0 yendik!

Galatasaraylı: Biz 4 sene üst üste şampiyon olan tek takımız. Fenerbahçeli: Olsun bir keresinde sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı: Üstün hizmet madalyası alan tek takımız. Fenerbahçeli: Olsun biz sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı: Biz sizi finalde 5-1 yenip Türkiye Kupası'nı almıştık. Fenerbahçeli: Olsun bir keresinde sizi 6-0 yenmiştik!

Galatasaraylı: Sizi 1-0 yendiğimiz maçta Metin Oktay ağları delmişti. Fenerbahçeli: Olsun biz sizi 6-0 yendik!

Galatasaraylı: Biz sizin sahanızın tam ortasına Galatasaray bayrağı diktik. Fenerbahçeli: O da bi'şey mi? Biz sizi 6-0 yendik!

Read more...

Johan Elmander

9 Mart 2012 Cuma


Elmander'in sahadaki görüntüsü, hali tavrı sanki annesinin tüm itirazlarına karşın ondan habersiz evden kaçıp arka sokağındaki çamurlu sahada arkadaşlarıyla top oynayan haylaz çocuklara benziyor. Sıcakkanlılığıyla çoğu memleketlisine tezat teşkil eden İskandinavyalı, oyunun hemen her anından kendini mutlu kılacak paylar çıkartabiliyor. En garibi de 11 golle bu sezon şu ana kadar Galatasaray'ın en golcü ismi olmasına karşın, gol attığı-atamadığı hemen her karşılaşmada aynı zamanda takımının maç boyunca en çok mesafe kateden oyuncusu olmayı başarabilmesi.

Elmander belki çok üstün yeteneklere sahip bir futbolcu değil, her şutu gol olan öldürücü bir santrafor da değil; ancak maç boyunca sahanın her metrekaresine terini damlatan, oynadığı oyundan keyif alan tam manasıyla gerçek bir futbol emekçisi.

Kariyerinin çok büyük kısmında ofansif mevkilerde oynamış olabilir; fakat dayanıklılığının çoğu ön liberoya taş çıkartacak cinste olduğu kesin.

Dün Lazio'nun onun için 8 milyon Euro'luk bir teklifle Galatasaray'ın kapısını çalmaya hazırlandığına dair haberleri görünce bu yazıyı yazma gereği hissettim.

Baros'un son zamanlardaki isteksiz halini, gitmeye meğilli hareketlerini göz önüne alınca Elmander Galatasaray'da mutlaka kalmalı gibi geliyor. Hem golleriyle hem de akıttığı alın teriyle bu zamanda böyle santrafor bulmak zor. Yoksa Lazio gibi bir takım 30 yaşını geçmiş bir oyuncuya kolay kolay böyle bir teklif yapmazdı.

Elmander, Melo'yla birlikte Galatasaray'ın yaşama sevincinin merkezini oluşturuyor. Sevginin olmadığı yerde ise herşey olabilir. Büyü bozulmamalı.

Read more...

David Wesley'i Rahatlatan Olay



Wizards'lı Nick Young dün bolca geyiğe neden olan bu hareketiyle Dünya Kadınlar Günü dışında sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri olmayı başardı. Twitter penceresinden bakarsak Sabri'ye selam çakan, adı gibi atletik forvet, muhtemelen topla ilk buluştuğunda etkileyici bir smaç yapıp günün Top 10'una girmek istiyordu. En iyi hareketler bağlamında bu listeye giremeyecek; ama gelecekte onu NBA jeneriklerinde yer alan Bloopers görüntülerinde sıkça izleyeceğimiz kesin.



Young bu talihsizliğiyle, YouTube'da gelmiş geçmiş en çok izlenen kaçan turnike videosunun sahibi David Wesley'i de bir bakıma kurtarmış oldu.

Read more...

Taziye

4 Aralık 2011 Pazar



Tıp Fakültesi mezunu,Brezilyalı büyük futbolcu "Doktor" Sokrates bugün hayatını kaybetmiş. Bize de bu büyük adama "R.I.P" demek düşer. 82 Dünya Kupası'nda Sovyetler'e attığı bu muhteşem golle..

Read more...

Jaka Lakovic

25 Ekim 2011 Salı


Onun Galatasaray forması giymesinden dolayı çok mutluyum. Sağına vurup sokacağı her üçlük, vereceği her ince asist, karşı takımın gardına yapacağı her sinir bozucu baskı Galatasaray'a galibiyet olarak dönecek çünkü.

Üstelik uzun kariyeri boyunca yalnızca 4. transferini yapmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Panathinaikos ve Barcelona'da uzun yıllar oynamak kolay bir iş değil. Kazanmadık kupa bırakmamak da öyle.

Bu sene basketbolda Galatasaray'ın yılı olacak gibi. Dümende bu soğukkanlı Sloven varsa sorun yok!

Read more...

Rijkaard'ın Yapamadığını Yapacak Adam!

14 Aralık 2010 Salı


Hagi'yi zerre kadar sevmem..

Benim aşık olduğum Hagi, Bilbao kalecisi Etxeberria'yı son dakikada kalenin içine sokan, Monaco'ya 40 metreden gol atan Hagi'ydi..

Milan'ı, Leeds'i, Real Madrid'i perişan eden Hagi..

Futbolu bıraktığı gün benim kalbimden reel bir gerçeklik olarak silindi. Hatıralarda yerini aldı..

Çünkü benim hayran olduğum Hagi, bir cep telefonu için millete hırsız muamelesi yapan ya da antipatik şekilde yarı-Türkçe yarı-Romence basın toplantıları düzenleyen Hagi değil..

Kesinlikle başarılı bir teknik direktör olmadığı halde, öyleymiş gibi davranan, otoriterlik taslayacağım diye Misimoviç'i çöpe atan Hagi hiç değil...

Her büyük takımın kötü sezonları olabilir.. Bank Asya geyikleri ya da Pino'nun kaçırdığı saçma sapan goller umrumda bile değil.. Ama santraforda Pino'ya muhtaç edilmek ve takımımın sahada ne tarz bir futbol oynamaya çalıştığını anlayamamak umrumda!

Rijkaard'ı kaybedip, Hagi'yle hiçbir şeyin değişmediğini görmek umrumda!

Kafası rahat bir Rijkaard'la değişimi gerçekleştirebilirdiniz; ama başında Demokles'in meşhur kılıcı sallanan Hagi'yle hiçbir şey yapamazsınız..

Çünkü koyun can derdinde, kasap et derdinde..

Read more...

Kayserispor Her Zamanki Gibi

20 Ağustos 2010 Cuma

Bu sezon Süper Lig maçlarını canlı olarak daha fazla izleyebilme imkanına sahibim. Lig Tv'nin her hafta 9 maçı da canlı yayınlayacak olması, özellikle Anadolu takımları hakkında değerlendirmeler yapma konusunda ekmeğime yağ sürdüğü için mutluyum. Zira Galatasaray bitmek bilmeyen sorunlarıyla beni bir hayli yıpratmış durumda.

Kayserispor'un, en üst lige yükseldiğinden bu yana kazandığı çok önemli bir mizaç var. Daha doğrusu Ertuğrul Sağlam'dan bu yana... Süleyman Hurma ve yönetimin zaman zaman yaptığı anlamsız gösterileri bir kenara bırakırsak, (Ali Turan ve Mido olayları gibi) kulübü istikrarlı bir yapıya kavuşturmalarının hakkını vermeliyiz. Çünkü Kayserispor bu süreçte doğru antrenör ve oyuncu seçimlerinin etkisiyle, hem ligde sürekli üst sıralara oynayan; hem de belli bir oyun kalıbına sahip, orta seviye bir Avrupa takımı görüntüsü aldı. Yeni stadları da modernleşme yolundaki çabalarını süsledi.

Şota, ilk iki maçta gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, Van Gaal'in asistanı olmasının meyvelerini Kayserispor'da toplayacak. Lige 2 maçta gol yemeden 6 puanla başlamasından daha da önemlisi oynatmak istediği futbol: Ortasahası teknik açıdan güçlü, her bölgede ayağa oynayan, tempolu bir takım yaratmaya çalışıyor. Kayserispor'un yakın tarihi göz önüne alındığında, bu oyunu oynamaya müsait bir takım olması en büyük avantajlarından biri. Gençleri kullanmaya yönelik çabası da takdire şayan. 1-0 kazandıkları Karabükspor maçında sahanın yıldızları o gençlerden bekler Hasan Ali, Hamza ve ön libero Abdullah'tı. Hemşehri kontenjanından transfer attiği Gürcü stoper Amisulashvili de, Serdar Kesimal'le olan uyumuyla hakkındaki "torpil" iddialarını kafalardan sildi diyebiliriz.

Önder Turacı'nın ardından Silvestre ve Makukula transferleri de konuşulduğu gibi gerçekleşirse, Kayseri ligin sonuna kadar tepeye oynayabilir. Şota, Kayserispor'a modern bir futbol oynatmaya çalışıyor ve bu yolda destek için takımın havasını bozmayacak, kaprissiz bir-iki tecrübeli futbolcuya daha ihtiyacı var. Özellikle sağlam bir santrfor takımın en büyük eksiği. Cangele müthiş oynuyor; ancak alternatifsizliğiyle bir yere kadar...

Read more...

Yılın Transferi

1 Haziran 2010 Salı

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı düzenleme hakkını, öyle ya da böyle bir şekilde kaybettik. Bu kaybın 7-6'lık oylama sonucuyla gerçekleşmesi, Şenes Erzik'in söylediği gibi "bizim için iyi Fransa için kötü bir sonuç" oldu. Ama yaşadığımız dünyada iyiye kötüye değil, neticeye bakılıyor ne yazık ki... Buradaki temel sorulardan biri, son 10 yıl içinde bir UEFA bir de Şampiyonlar Ligi finaline evsahipliği yapmamıza, yani futbol organizasyonu düzenleme konusundaki yükselişimize karşın, neden şampiyonanın bize verilmediği olmalı. Bunu ister Platini'ye ister Mahmut Özgener'e sorun, farketmez...

Futbolda hala büyük bir organizasyon düzenleyememiş olabiliriz; ancak bundan daha önemli gelişmeler yaşıyoruz ülke sporumuz adına. 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın ardından (daha önce de 1959'da evsahipliği yapmıştık) 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nı almamız futbol endeksli bir toplum olarak silkinmemizi sağladı. Diğer spor dallarında daha kolay söz sahibi olmamızı sağlayacak bir potansiyelimiz olduğunu ortaya koydu. Buradaki asıl garip olaysa, futbolla daha fazla ilgili olmamıza karşın, ilgimizin sınırlı olduğu branşlarda daha başarılı adımlar atabilmemiz...

Quaresma gelir mi? Fenerbahçe şampiyonluğun kaçmasının bedelini yapacağı flaş transferlerle falan ödetir mi? Bunu bilemem; ama bu kez yılın transferi Messi gelmediği sürece futboldan çıkmayacak. Çünkü önce Fenerbahçe Kadın Basketbol takımı WNBA'in en gözde dış skoreri Diana Taurasi'yi transfer etti. Üstelik bu transferi Taurasi'nin kariyerinin en başarılı döneminde, hem WNBA şampiyonluğunu hem normal sezon MVP'liğini hem de finallerin MVP'si ödülünü kazandığı bir sezonun ardından gerçekleştirdi. Ardındansa Fenerbahçe Acıbadem, Şampiyonlar Ligi'nde en azından bir kere daha final-four oynayabilme yolunda 3 flaş transfere imza attı.

Önce dünyanın en başarılı smaçörlerinden Rus Sokolova'yı kadrosuna kattı. Sokolova daha önce kariyerinin en dominant döneminde Eczacıbaşı forması da giymişti. Fenerbahçe bize onu bir kez daha izleme imkanı sundu. Bugünse Alman yıldız Christiane Fürst'le sözleşme imzalandı. Fürst dünya voleybolunda savunma ve blok deyince akla gelen belki de ilk isim...

Yarınsa günümüz voleybolunun en önemli hücum oyuncularından Polonyalı Skowronska'yla sözleşme imzalanacak. Skowronska, yeteneklerinin yanında sempatikliğiyle de dünyanın en sevilen sporcularından birisi. Mehmet Ali Aydınlar bugünkü törende: "Yarın bir sürprizimiz daha olabilir" demiş. Kulislerde dolaşan isimse bir diğer dünyaca ünlü oyuncu, İtalyan pasör Eleonora Lo Bianco.

Bu isimlerden hangisi yılın transferi olacak? Karar vermek gerçekten çok zor!...

Read more...

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP