Polonya'da 3'te 3'ün Keyfi, Bosna'da Sıkıntı

9 Eylül 2009 Çarşamba


Polonya'da şovumuz tam gaz sürüyor, Wroclaw kısmı bitti: 87-69... Daha da önemlisi günden güne daha iyiye gidiyoruz ve her maç yeni bir yıldızımız sahne alıyor. Litvanya maçında Oğuz Savaş, Polonya karşısında ise Ömer Aşık fark yaratan isimler oldular. Polonya'nın en üretken yönü olan pota altını, Ömer tek başına domine etti: 10/11 isabet, 8 ribaunt ve istatistiklere 1 olarak yansısa da, sayısı çok daha fazla gibi gelen bloklarıyla...

Orlando'lu Gortat'ı, çok yakın gelecekte onun gibi NBA olacağının sinyalini veren Ömer Aşık'la -hem hücumda, hem savunmada- durdurunca, sıra Polonya'nın diğer silahları Lampe ve Logan'a geldi. Lampe'yi, Ersan ve Hido'nun yardımlaşmalı savunmasıyla maç boyu iyi kontrol ettik, faul problemine de erken soktuk. Uzun süren Ersan'ın 4 numaraya çekilmesi tartışmalarına noktayı koyan, gösterdiği performansla Ersan'ın kendisi oldu. Bu şekilde gerek hücumda tepede topla buluşması kolaylaşıyor, gerekse kendini tutan adamdan çok daha hızlı şekilde potaya gidebiliyor. Bu hıza transition hücumu da dahil. Ersan böyle devam ettikçe, karşımızdaki takımların 4 numara savunmasından çok ekmek yeriz.

Logan'ı da Ömer Onan (özlediğimiz adam!) tam manasıyla kilitleyince, zaten 70'i bulamayacakları belli olmuştu. İlk yarıda kitlenen Polonya hücumunu kurtarmaya, İgnerski'nin gücü de yetmedi. (yalnızca 2/8 saha içi isabeti)

3. çeyrekte oyuna dönen Lampe'nin çabaları bizi zorlayıp farkın 6 sayıya kadar düşmesine neden olsa da, krizi Tanjevic'in turnuva başından beri süregelen ve -tekrar tekrar belirtmekte yarar var- dört gözle beklediğimiz yerinde rotasyon, yerinde oyuna müdahaleleriyle, Ender başta olmak üzere Ömer Aşık'ı yeniden hatırlayan kısalarımızla çözdük. Son çeyreğe yine çift hane farkla önde girdik.

Son çeyrek içinse söylenebilecek şeyler, oyun planlarıyla ilgili değil. Uzun zamandır bu kadar keyif aldığımız bir son çeyrek hatırlamıyorum. Hido'nun -biri Nba- iki müthiş üçlüğü, Ersan'ın Gortat ile dalga geçen smacı, topu Orlando Magic tarzı dolaştırmamız ve Oğuz Savaş'ın gard yetenekleriyle Shaq'a nazire yapması bu çeyrekteki "şovun" ana hatlarıydı.

Şimdi ikinci tur grubuna ve yeni bir şehre gidiyoruz. Lodtz kentindeki yeni rakiplerimizi ise maçlar sonuçlanıp belli olduklarında değerlendireceğiz.

Bir postta iki yazıyı aradan çıkartmak istedim. Az önce sonuçlanan ilk yarıda, ilk 5 dk.'da iki pozisyon bulup golü attıktan sonra yine Fatih Terim'in oyunu tutma hastalığına kurban gittik. Biz savunma futbolu oy-na-ya-mı-yo-ruz. Oyunu tu-ta-mı-yo-ruz. Heceledim ki, belki bu sefer anlaşılır serzenişimiz. Bosnalılar gerilecekken boşuna biz gerildik. İlk 10 dk'da Bosna'yı sahasından çıkartmayan Türk Milli Takımı, ne olduysa birden hem hocasını hem skor üstünlüğünü kaybetti.

Biz Bosna'yı hücum ettiğimiz sürece yeneriz, yeneceğiz de... Fakat ne yazık ki maçları yok yere zora sokma "fantezimiz" devam ediyor.

Son Bir Not: İstanbul'daki sel felaketinde yaşamını kaybedenlere bizde milli takımlarımız gibi Allah'tan rahmet diliyoruz. İnsanlığın acısından faydalanıp, yaşadığına şükredeceğine hırsızlık ve yağmacılık yapan mahlukları ise lanetliyoruz.

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP