Türkiye-İspanya Maçına Doğru

12 Eylül 2009 Cumartesi



2. tur grubunun ilk maçında, artık hepimizin bildiği gibi İspanya karşısına çıkacağız. "Hepimizin" diyorum; çünkü 12 Dev Adam ilk tur grubunda öyle bir performans ortaya koydu ki; basketbolla ilgilenmeyenlerden, tonton amcalara kadar herkesin gözlerini üstünde topladı. Örneğin geçen gün Polonya maçını bir cafede izlerken, arka tarafta oturan "ihtiyar delikanlı" amcalar bile bayağı Ersan'cı, Ender'ci falan olmuşlardı.

Rakibimizi tanımlamak için fazla detaya gerek yok. Son Dünya Şampiyonu ve Pekin Olimpiyatları'nın gümüş madalyalı takımı İspanya. Genelde gözden kaçan bir istatistikleri daha var: Son 5 Avrupa Şampiyonası'nın 4'ünden madalyayla dönmüşler. Madalya alamadıkları 2005'teki şampiyona da ise 4. olmuşlar! Bildiğimiz gibi son Avrupa Şampiyonası'nda, David Blatt ve Kirilenko'lu Rusya'ya, kendi evlerinde kupayı kaybetmişlerdi. Uzun lafın kısası, tarih boyunca erkek basketbolunu domine eden ekiplerden bir tanesiler. Belki biraz teselli olur, ya da diğer açıdan bakınca biraz daha çekinebiliriz onlardan: Hiç Avrupa Şampiyonlukları yok!

İspanyollar bu turnuvaya, Hido'nun yeni takım arkadaşı -gard- Jose Calderon'suz geldiler. Calderon'un ne kadar önemli bir eksik olduğunu, bu sezon "all-star" olmanın eşiğinden dönmesinden anlayabiliriz. Bir başka eksikleri de, önemli başarılar kazandıkları koçları Hernandez'in görevi bırakmış olması. Gerçi şu anki koçları İtalyan Sergio Scariola da çok kariyerli bir isim. Özellikle İspanya'da Tau Ceramica, Unicaja Malaga ve Real Madrid gibi takımlarla yakaladığı başarılarla tanınıyor. Birkaç "tanecik" lig şampiyonluğu ve kupa zaferi de cabası! Şu an ise -Tanjeviç gibi- Rus Khimki ve İspanya Milli Takımı'nı birlikte çalıştırıyor.




Polonya'da, Calderon dışında (eğer ben gözden kaçırmadıysam) son yıllarda artık "kemikleşmiş" kadrolarıyla yer alıyorlar: Gasol kardeşleri, Rudy Fernandez'i, Garbajosa'sı, Navarro'su... Yazın basketbol pazarının, en çok konuşulan isimlerinden biri olan genç yıldızları Rubio'su...

Grup maçlarına şok Sırbistan yenilgisiyle başlamışlardı. Sırbistan eski gücünden çok uzak; fakat her zaman dişli bir turnuva takımıdır. Bunu en iyi bilmesi gerekenlerden biri de biziz! Sırbistan'ı da zamanı gelince değerlendireceğiz.

Sırbistan mağlubiyeti "beklenmedik" olarak nitelenmişti ilk başta. Fakat ardından, ancak son çeyrekte gelebilen Britanya galibiyeti ve uzatma sonunda kazanılan Slovenya maçları kafalardaki soru işaretlerini arttırdı.

İspanyolların turnuvanın en geniş; geniş olmasının yanında daha da önemlisi, çok farklı özellikte isimlerden oluşan bir kadroya sahip olması, en büyük avantajları. Ancak şu ana kadar "rollerin" tam olarak oturmaması en büyük sorunları gibi gözüküyor. O kadar farklı yetenekte oyuncu barındırmalarına karşın, hala Pau Gasol'e çok bağımlılar. (Turnuva istatistiği: 16.3 sayı-9 ribaund) Gasol ise uzun Nba sezonu yüzünden bir hayli yorgun. Ve olası bir sakatlık, üst üste 2. Nba şampiyonluğunun hesaplarını yapan Lakers tarafından hiç hoş karşılanmayacaktır. (Bkz: Nowitzki'nin turnuvada yer alamama nedeni)


Genelde konuşulan bir başka senaryo ise, İspanya'nın şimdiye kadar "dişine göre" bir takımla oynamadığı ve orta seviye takımlara karşı konsantrasyon sorunu yaşadığı. Eğer bir: "Ben bir kaç maç dinleneyim, nasılsa turnuva uzun, daha sonra gaza basarım" durumu söz konusuysa, gaza basma evresine geçmek için bizden iyi rakip bulamazlar. Fakat açık söylemek gerekirse, bugün Almanya'nın Yunanistan'a karşı gösterdiği performansı görünce bu ihtimali yırtıp attım!

İspanya'ya karşı bizim üstünlüklerimiz yok mu? Var tabiki. Turnuva boyunca hem bireysel, hem takım olarak sürekli üstüne koymamız, Tanjevic başta olmak üzere kenar yönetimin gösterdiği performans ve rollerin benimsenmiş olması (örneğin Hido'nun kendini geri planda tutması) başarımızdaki kilit noktalar. Ayrıca İspanyollar kusura bakmasın ama, biz onlardan çok daha iyi mücadele edip, (özellikle savunmada) çok daha iyi yardımlaşıyoruz! (hem müdafada hem hücumda) Ayrıca savunmamız ön planda belki ama, turnuvanın en çok sayı atan 2. takımıyız!

Objektif bir gözle bakarsak -örneğin bir Polonyalı gözüyle- muhtemelen turnuvanın en keyifli maçlarından birini izleyeceğiz. Fakat ne yazık ki bizim böyle bir şansımız, heyecan katsayımız yüzünden söz konusu olamayacak.

İspanya karşısında alacağımız bir galibiyet, hem -ne olursa olsun- İspanya gibi bir takımı devreden çıkarmak, hem de grup liderliğimizi garantileyebilmek açısından büyük önem taşıyor. Fakat şu açıdan bakmakta da yarar var: Bu maç İspanyollar için, şampiyonadaki durumları göz önüne alındığında bizden çok daha önemli...

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP