Türkiye-Yunanistan... Komşuya 2 Günde 2 Darbe?

18 Eylül 2009 Cuma


Yunanistan ile basketbol tarihimizin en önemli maçlarından birine çıkacağız. Ülkemizdeki 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda oynadığımız finalden sonra, 2006 Japonya Dünya Şampiyonası'ndaki çeyrek finalimizle birlikte en önemli maçı en azından. Slovenya'ya kaybetmeseydik, yolumuzu dikenden "bir miktar" temizleyecektik belki, doğru... Ama Avrupa Şampiyonası'nda gruplarda maç kaybetmenin ne kadar önemsiz olduğunu ve "dikensiz" bir yol olmadığını; 2 mağlubiyetli İspanya, namağlup Fransa'yı yenerek göstermiş oldu.

Yunanistan bir ekol. 1987 ve 2005'in Avrupa Şampiyonu, 2006'nın Dünya 2.'si... Bunlar cepteki veriler. Zaten "zorlu" olan turnuvanın, "zorlu" maçlarından birini oynayacağız kısacası.

Karşılaşacağımız Yunan takımı, 2005 ve 2006'ta kazandığı başarıların ana aktörlerinden yoksun yalnız; öncelikle bunu belirtmekte fayda var. Eurolig'in belki de en iyi 10 oyuncusu arasında olan Diamantidis ve Papaloukas yok bir kere... Tsikoudis ve Papadoupulos da diğer önemli eksikler.

Bu turnuvadaki Yunan takımının en önemli adamı -Lakovic gibi- yetenekli bir gard: Spanoulis (15.7 sayı, 4.5 asist) Yunanistan eski Houston Rockets'lı Spanoulis'e çok bağımlı. İkili oyunu müthiş oynayan, olmadık şutu sokabilen ve tempoyu istediği gibi ayarlayabilen bir oyuncu. Litvanyalı koç Kazlauskas'ın parkedeki eli-kolu yani. Onu yavaşlatabilmek, Yunanları yenmek için birinci şart. Yedeği genç Calathes ise, Yunan basketbolunun çok şeyler beklediği ve NCAA'de Florida gibi başarılı bir okulun formasını giyen bir oyuncu.



Yunanların bir diğer "güçlü" yanı pota altı. Nijeryalı bir anne ve Yunan bir babanın oğlu olan "Baby Shaq" Schortsanitis,(11.7 sayı) pota altında tam bir bela. 2.06 olmasına karşın, vücut avantajını çok iyi kullanan ve bazen ikili sıkıştırmaya bile "bana mısın" demeyen bir dev... Hucumda mümkün olduğunca onun üstünden oynayıp faul problemine sokmamız; savunmada ise faul dengemizi iyi ayarlayıp, zorda kalınca onu faul çizgisine yollamamız çok önemli. Faul çizgisinde ancak Ömer Aşık'la kapışabilecek kadar iyi çünkü!

Bir diğer pivotları Bourousis (11.4 sayı, 7.4 rib.) 3 sayı tehdidi de olan çok yetenekli bir basketbolcu. Mehmet Okur'un takım arkadaşı Kosta Koufos, ana rotasyonun son uzunu. Yarın pota altı işin çözüleceği ikinci bölge olacak gibi gözüküyor.

Forvetlerde ise, iyi savunma yapan, düzen içinde oynayan; ancak yetenek konusunda Hido ve Ersan ile başedemeyecek oyunculara sahipler. Tecrübeleriyle Fotsis ve Zisis; şutör kimliğiyle de Perperoglou öne çıkan isimler...

Kestirmeden söylersek: Yunanistan, ne İspanya kadar yetenekli ne Sırplar kadar sert ne de Slovenler kadar farklı özellikte oyunculardan kurulu bir takım. Ekollerinin getirdiği inatçı ve dengeli basketbol, bizi zorlayacak en önemli mizaçları. Maçta 20 sayı öne geçsek bile, sıkça dikiz aynasına bakmamız lazım yani.

Eğer Yunan lobisine -dolayısıyla hakemlere- fazla takılmazsak, maçı kazanacağımızı ve İspanya'yla bu kez çok daha zorlu ve zevkli bir rövanş oynayacağımızı düşünüyorum. İlk kez de bir maç değerlendirmesinde bu kadar "emin" konuşuyorum!

Galatasaray'dan sonra, komşuya ikinci darbeyi vurmak dileğiyle...

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP