New Jersey Nets

18 Ekim 2009 Pazar



Önceki gün, New Jersey Nets ile New York Knicks arasındaki hazırlık maçını izliyordum. Malum iki takım arasındaki maçlar "derbi" niteliğindedir. Özellikle iki kentin birbirine komşu olması nedeniyle... Muhtemelen bundandır ki, bir sezon öncesi maçı olmasına karşın tribünler doluydu.

New Jersey Nets, maça Brook Lopez, Yi Jianlian, Douglas-Roberts, Courtney Lee ve Rafer Alston beşiyle çıktı. İlk bakışta Alston dışında Nba'de 3 yıl üzerinde oynamış bir oyuncu olmadığını tespit etmek çok zor değil. New Jersey Nets son yıllarda takımı kademe kademe gençleştirme yoluna gitti. Ya da başka açıdan bakarsak, 2010'un büyük serbest oyuncu pazarına Salary Cap'ini (ücret tavanını) mümkün olduğunca minimize ederek girme yolunu seçti.

Maçı izlerken bir an gözümün önüne Nets'in eski günleri geldi.

Çok değil bundan 7 yıl önce Jason Kidd'in önderliğinde Kenyon Martin ve Richard Jefferson gibi oyuncularıyla üst üste iki yıl Nba finallerinde oynama başarısını göstermişlerdi. O dönem Nets'in oynadığı basketbol için, Phoenix'in Nash önderliğindeki ve Orlando'nun geçtiğimiz sezonki sistemlerinin "öncüsü" desek abartmış olmayız herhalde. Kidd'in müthiş organizatörlüğünde Kenyon Martin gibi hareketli bir uzun, Jefferson gibi atletik bir forvet ve Lucius Harris, Kerry Kittles gibi şutörlerle NBA'in en hızlı basketbol oynayan takımıydı, salonunun tavanında Drazen Petroviç ve Doctor J gibi isimlerin formalarının asılı olduğu New Jersey Nets.

2001-2002'de NBA finalinde Shaq ve Kobe'li Lakers'a 4-0'la, bir sezon sonra ise yine geldikleri finallerde bu kez Duncan'ın Spurs'üne 4-2'yle teslim olunca bir dönem kapanmış oldu Nets için. Nitekim o günden sonra da takım dağılma sürecine girdi.


Jefferson ve Martin'in yüklü kontratlarından biri feda edilecekti. Seçilen isim Kenyon Martin oldu. Bu hamlenin ise iki ters orantılı sonucu oldu Nets için: Kenyon'dan sonra bir türlü sisteme uygun bir uzun bulamadılar ve yıllar boyunca en eksik yönleri pota altı olarak anıldı. Başka hiçbir NBA takımında ilk beş çıkamayacak Jason Collins, Nets'in demir başlarındandı örneğin. Ancak Kenyon Martin'in Nets'ten ayrıldıktan sonra, gerek sakatlık gerek saha dışı problemleriyle anılan bir oyuncu haline gelmesi, Nets organizasyonun dizini dövmesini engelledi bir bakıma.


Martin'in ardından beklenen hamle pota altına değil, Jefferson'ın yanına geldi. Vince Carter problemler yaşamaya başladığı Toronto'dan, karşılığında neredeyse hiçbir şey verilmeden alındı. Bu hamlenin de iki tezat sonucu vardı yani: Hem bir transfer başarısıydı hem de yanlış pozisyona yapılan bir transferdi.

Bunun bizim adımıza güzel sonuçları oldu tabi ki. Hem Carter, Kidd'in yanında yeniden kendini buldu; hem de Jefferson'la birlikte bu üçlü, Nba Action Top 10'un müdavimi oldu. Sürekli güzel bir hareket vadediyorlardı yani...

Bu gün geldiğimiz noktada ise Jefferson Milwaukee'ye, Kidd Dallas'a, Carter ise bilindiği üzere bu yaz Orlando'ya takas edilerek eski güzel günler tamamen tarih sayfalarına gömüldü.


Geçtiğimiz günlerde takımı Rus milyarder Mikhail Prokhorov'un satın aldığı açıklandı.

Prokhorov'un bu sezon yapabileceği fazla bir hamle yok. Nitekim şu an ellerindeki tek önemli takas parçası Devin Harris... Onu şu aşamada göndermekse olasılık dışı.

Önümüzdeki yaz büyük fırtınaların kopacağı 2010 Serbest Oyuncu pazarında ise Nets'in elinde hem para, hem de ücret tavanında boşluk olacak. Bu kadroyla play-off hayal olsa da, genç oyuncularının göstereceği gelişim de bonusları olabilir.

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP