Ligden Çekileceğiz, Maçlara Çıkmayacağız, PAF Takımla Oynayacağız...

2 Kasım 2009 Pazartesi



Türkiye'de bu işler böyledir. İşler kötü gittiğinde, direnip yapıcı bir çözüm sunmak yerine hemen kolay yol seçilir. Sakin kalıp, aklıselim bir değerlendirme yapılmaz. "İnceldiği yerden kopsun" mantalitesiyle hareket edilir.

Diyarbakırspor, Gaziantepspor maçından sonra dayanamadı. Kendilerine göre haklı nedenleri var tabii ki. Özellikle Bursaspor deplasmanında karşılaştıkları yıkıcı tablonun etkilerini hala üzerlerinden atamadılar. Ve her alanda duygularının esiri olmuş bir toplum olarak, futbol yöneticiliğinde de profesyonel kalamadık yine. Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer son saniyelerde 2-1 kaybettikleri maçtan sonra gemileri yaktı: "Ligden çekiliyoruz" dedi.

Elinde kendince haklı nedenleri vardı. "Futbola siyaset karıştı" dedi. "Diyarbakırspor ligden düşürülmek isteniyor, bunun için sistemli bir çalışma var" dedi.

Ya da demedi, önemli değil... Önemli olan -futbol sınırları içerisinden bakıldığında- bu durumun yaşanmadığı bir tek kulübümüzün bile olmaması! Yani bunları ilk kez iddia eden kulüp Diyarbakırspor değil...

Burası bir spor blogu. Dolayısıyla işin siyasi tarafına hiç girmeyeceğim. Kulüp yöneticilerimizin başaramadığını yapmaya çalışacağım sadece. Yani olayları sadece işim olan yerle, saha içiyle değerlendireceğim.

Diyarbakırspor'un iddialarından biri, kendilerinin bir takım güçlerce küme düşürülmeye çalışılması. Tıpkı Ankaraspor'un düşürülüşünde olduğu gibi! Ankaraspor da küme düşürüldüğünde "bu karar siyasi" demişti. Üstelik onursal başkanları iktidar partisinin bir üyesi olmasına karşın!

Kendilerinin küme düşürülmeye çalışılmasına sundukları dayanak ise hakem hataları. Özellikle Gaziantepspor maçının dikkatle izlenmesini istiyorlar. Ben maçı izleyemedim. 3 dakikalık özetten de birşey çıkarmam mümkün değil. Kaldı ki hakem bariz hatalar dahi yapmış olsa, bunu siyasetin etkisine bağlamak yanlış. Üstelik ligimizde hakem hatalarından serzenişte bulunmamış bir tane bile takımımız yokken! Eğer aleyhinde yanlış hakem kararları verilen her takımımız küme düşürülmeye çalışılsaydı, küme düşme hattında her yıl en az 10-11 takımın mücadele etmesi gerekirdi.

Gerçekleşmesi imkansız olan tüm bu komplo teorilerini bir kenara atalım, ve diyelim ki: "Diyarbakırspor haklı, zorla küme düşürülmeye çalışılıyor!".

O zaman dahi bunu ispatlamamız çok zor. Çünkü Diyarbakırspor 1.Lig'e çıktıktan sonra, bütün yazı -genellikle ekonomi kaynaklı- yönetim krizleriyle geçirdi. O kadar ki, ligin başlamasına 1 hafta kala kadrolarında yalnızca 6-7 oyuncu vardı. Ne bir kamp dönemi geçirebildiler, ne de bir hazırlık maçı oynayabildiler. Maça çıkabilecek kadroyu (18 kişiyi!) ligin başlamasına sadece 3 gün kala tamamlayabildiler. Hatta 2.haftada Trabzonspor'u 2-1 yendikleri maçta, golleri atan Tazemeta'nın transfer işlemleri bu maçtan yalnızca 2 gün önce bitirilebilmişti! Teknik Direktör Nurullah Sağlam bile, yazın başında göreve gelmesine karşın daha lig başlamadan görevinden ayrılmış, yerine apar topar yeni bir hoca -Ziya Doğan- getirilmişti. Dolayısıyla ne bir kimyadan, ne de taktiksel olarak oturmuş bir sistemden bahsedemeyeceğimiz böyle bir takım zaten küme düşmenin en büyük adaylarından birisidir.

Kaldı ki bu paragrafı yazmamıza bile gerek olmayabilirdi. Eğer bir art niyet varsa Diyarbakırspor Süper Lig'e hiç çıkartılmazdı, olur biterdi!

Diyarbakırspor'un haklı olduğu tek ve acı nokta tribün tepkileri. Maalesef başka bir takımın adı altında toplansa bu kadar tepki görmeyecek olan futbolcular, sırf takımın adı Diyarbakırspor diye çirkin tezahüratlara maruz kalıyorlar. UEFA ve FIFA'nın en ufak bir ırkçı yaklaşıma karşı ne kadar sert tavır aldığını biliyoruz. Diyarbakırspor bu konuda Federasyon'a ne kadar sitemde bulunsa az.

Diyarbakırspor bu tepkiler üzerinden hareket etse: Yani "Federasyon bizi korumuyor, her stadda çirkin olaylara maruz kalıyoruz. Eğer bunu yapanlara ağır yaptırımlar uygulanmazsa ligden çekiliriz" demiş olsaydı, o zaman doğruyu yapmış olurdu. Ancak onlar bunda ısrar edip Türk futbolunda bir devrim yaratabileceklerini akıl edemediler ve duygularının esiri oldular. Haklılıklarını kanıtlamak için hemen komplo teorilerine başvurdular.

Maalesef kulüplerimiz akılcı yaklaşımlarda bulunmayıp bu tür komplo teorilerinin ardına sığındıkları sürece, daha çok "ligden çekilirler". Daha sonra ise işi sırasıyla, önce "önümüzdeki maça kesinlikle çıkmıyoruz"a, daha sonra da "gerekirse PAF Takım ile çıkarız"a bağlarlar. En sonunda ise o maça çıkarlar!

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP