Galatasaray 2-1 Trabzonspor

24 Aralık 2009 Perşembe


Maç yazısı yazmak adetim değildir; fakat uzun zaman sonra canlı bir maç izleyebildiğim için bir iki kelam edeyim istedim.

Bir kere maçın adamı olarak, isminin büyük puntolarla yazılması gereken bir oyuncu var: ARDA TURAN... Arda, mükemmel bir gol atıp, bir tane de attırmakla kalmadı, sahanın bütününe hükmetti. İlk dakikalarda deli dana gibi her topa pres yapmaya başladığında, maçın sonunu getirebileceğine dair şüphelerim vardı. Fakat 90+4'te bile depar attığını, gol pozisyonuna girdiğini gördüğümde yanıldığıma sevindim. Nonda ve Baros'un yokluğunda sabit bir santrfordan mahrum sahaya çıkan Galatasaray'da, Arda hem pası veren, hem de son vuruşu yapan adamdı! Galatasaray eksiklerden dolayı 4-3-3 değil, 4-4-1-1 oynadı belki; ama Arda ilerideki 3'lünün yapması gerekenleri zaman zaman tek başına yaptı!

Galatasaray adına zorunlu santraforluk görevini yapan, en azından yapmaya çalışan futbolcu ise Aydın Yılmaz'dı. Aydın, kendisine "overrated" (gereğinden fazla abartılmış) damgasını yedirten yeteneklerini yine tam olarak sergileyemese de, mümkün olduğunca gol bölgelerinde bulunmaya çalışarak takımına katkı sağladı. Son vuruşlarda ve pozisyona girmekte sıkıntılar yaşadı; ancak 90 dakika boyunca sürekli sağa sola deplase olarak, Trabzonspor'un stoperleri Song ve Giray'ın rahat hareket etmesini engelledi. Bu önemliydi; çünkü muhtemelen Şenol Güneş maçtan önce Galatasaray'ın santrforsuz sıkıntı yaşayacağını öngörüp, savunmayı riske edebileceğini düşünmüştü. Fakat Arda ve Caner'in de Aydın'a sürekli destek vermesi yüzünden, sol bek Cale ancak 60. dakikadan itibaren hücuma çıkabildi.

Bu arada umarım artık Caner'in aslında bir hücum oyuncusu olduğu anlaşılmıştır. Sol bek oynatılırken risk almamak için sergileyemediği teknik özelliklerini bugün fazlasıyla konuşturdu. Attığı gol de bunun göstergesiydi zira. Galatasaray'da, Hakan Balta'nın yedeği Caner değil, Alparslan'dır. Caner, Kewell'ın yedeğidir! Rijkaard'ın sol kanatta sistematiği bu şekilde kurması, Galatasaray adına çok daha yararlı olur.

Aykut da günün başarılı isimlerinden bir diğeriydi. İyi kurtarışlar yaptı, oyunu mümkün olduğunca eliyle kurmaya çalıştı. Kısacası Leo Franco'dan fazlası var, eksiği yoktu!

Galatasaray adına günün kazançlarından biri de, U-17 Milli Takımı'nın önemli oyuncularından Berkin'in ilk kez A takımla maça çıkması oldu. Sol açık Berkin kendine güvenen oyun tarzıyla, bana kaptanının Galatasaray formasıyla çıktığı ilk maçlarını hatırlattı.


Trabzonspor'dan, kulüp yönetiminin ve taraftarın kafa yapısı değişmedikçe Fatih Tekke değil, Drogba da gelse hiçbir şey olmaz. Bir kere Trabzonspor'un kadro yapısı fazlasıyla bozuk. Sol açık diye alınan Alanzinho'nun aslında oyun kurucu olması, ısrarla ön libero yapılmaya çalışılan Colman'ın da aslında iyi bir ofansif oyuncu olması bu bozukluklara verilebilecek örnekler...



Trabzonspor'da bazı mevkilerde kaliteleri tartışmalı olmasına karşın gereksiz bir oyuncu yığınağı, bazılarında ise oyuncu kıtlığı yaşanıyor. Yattara sezonu kapatınca, saf bir sağ kanat oyuncusu kalmadı örneğin. Nitekim bugün sol açık Gabric, mecburiyetten bir ara sağ kanada geçti.

Song'un tekrar kaptan yapılması Trabzon adına olumlu gelişmelerden biri. Golü de o attı zaten. Ayrıca sonunda Onur'un kaleyi devralması da, Şenol Güneş faktörünün bir göstergesi. Çünkü Onur genç ve potansiyel sahibi bir kaleci, en azından Tolga'dan çok daha yetenekli! Nitekim bugün sahanın Trabzonspor adına en dikkat çekici performanslarına da bu ikili imza attı. Her ne kadar iki gol yeseler de...

Aslında bu son paragraf dahi, Trabzonspor'un maçtaki performansını özetlemeye yeter de artar bile...

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP