Shannon Brown

2 Şubat 2010 Salı


Bu aralar Shannon Brown, Los Angeles Lakers forması altında oyununda gösterdiği gelişim ve hayali bir trambolinden sıçrarcasına vurduğu smaçlarla herkesin dilinde. Bilindiği gibi All-Star haftasonunda düzenlenecek smaç yarışmasına da katılacak isimlerden birisi. Bu sene atletizminin yanısıra istatistiklerini de konuşturup All-Star olan bir diğer yarışmacı Gerald Wallace karşısında en büyük avantajı çabuk sıçrama yeteneği olacak; tabii Nate Robinson'a yine torpil geçilmezse!...

Aslında Illinois doğumlu 24 yaşındaki gard, kariyerinin hiçbir döneminde bu denli göz önünde değildi. Liseyi bir dönem Utah ve Galatasaray formaları giyen Dee Brown'la aynı okulda okudu. Brown'lar arasında daha çok göze batan Dee'ydi. Buna karşın Shannon bir kez McDonalds All American takımına (liselerin All-Star maçı seviyesinde bir organizayon) seçildi, bir kez de Illinois Mr. Basketbol (Illinois eyaletinde yılın basketbolcusu) oldu.

NCAA kariyerine Michigan State formasıyla adım atam Shannon Brown'un, okuldaki ilk iki senesi pek parlak geçmedi. Ortalama 25 dakika civarı süre alarak 10 sayılık bir ortalama tutturabildi. Fakat okuldaki 3. senesinde All-American'lığının hakkını veren rakamlara imza attı: Oynama süresini 35 dakikaya çıkaran Brown 17.2 sayı, 4.4 ribaund ve daha önemlisi %40'lık üç sayı yüzdesi tutturunca son senesini beklemeden NBA Draftının yolunu tuttu.

2006 NBA Draftında 25. sıradan Cleveland tarafından seçilen Brown, şampiyonluğa oynayan bir takıma geldiği için oynayacak süre bulmakta, hatta kadroya girmekte bile zorlandı. Shannon Brown süre almakta zorlanırken, aynı yıl onun 17 sıra gerisinden seçilen bir başka çaylak ortalığı birbirine katıyordu. Daniel Gibson, Cleveland'ın NBA Finaline kadar yükseldiği 2007 sezonunda play-off'larda takımına çok kritik katkılar verirken, aynı pozisyonda oynadığı takım arkadaşı Brown onu çoğu zaman takım elbiseli bir şekilde kenardan izlemekle yetiniyordu.

Shannon Brown, Cleveland'da kabus gibi geçen çaylak sezonunun ardından tam toparlanmaya başladığı, sayı ortalamasını 3.2'den 7'ye kadar yükselttiği 2. yılının ortasında Chicago Bulls'a takas edildi. Chicago'da yalnızca 6 maça çıkabildi ve geçtiğimiz sezonun başında bu kez Charlotte Bobcats'in yolunu tuttu.

Charlotte Bobcats'te 30 maça çıktığı istikrarlı sezonunun sonuna doğru Lakers, Vladimir Radmanovic karşılığında onu ve takım arkadaşı Adam Morrison'ı kadrosuna kattı. Lakers'ın bu takası, Radmanovic'in sorunları ve yüklü kontratından kurtulmak için yaptığı konusunda herkes hemfikirdi. Çünkü Adam Morrison 2006 yılında 3. sıradan seçilen "sözde" bir yıldız adayı olmasına karşın bıyıkları dışında dikkat çekmeyi başaramamıştı. Shannon Brown'un ise dikkat çekmesini sağlayacak bıyıkları dahi yoktu. Dolayısıyla Brown'un, bu kezde -Gibson gibi yine bir başka "draftdaş"ı- Morrison'ın gölgesinde kalacağı düşünülüyordu. Fakat bugün gelinen noktada artık takım elbise giyen Brown değil, Morrison oldu!...

Shannon Brown, NBA'e "şampiyon adayı" bir takımın formasıyla başlarken yaşadığı zorlukları, Lakers gibi "şampiyon" bir takımda tecrübeye çevirmeyi başardı. Lakers'ın geçtiğimiz sezonki şampiyonluğuna katkı yapan isimlerden birisi oldu. Daha da önemlisi NBA kariyerinde ilk defa adını herkese ezberletmeyi başardı.

1.93'lük gard, bu sezon şu ana kadar Lakers formasıyla hiç maç kaçırmadan 7.2 sayı, 2 ribaund, 1.2 asistlik ortalamalar tutturdu. Artık Derek Fisher'ın yerine ilk 5 başlaması gerektiğini düşünenlerin sayısı da her geçen gün artıyor.

All-Star haftasonunda katılacağı smaç yarışması ise ona hiç unutulmamasını sağlayacak bir kapı açabilir. Shannon Brown hem kendisi, hem de bizim için unutulmayacak bir geceye imzasını atabilecek atletik yeteneklere fazlasıyla sahip... (bkz:youtube)

0 yorum:

İLETİŞİM

mussano90@hotmail.com


KATKIDA BULUNANLAR

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP